Sizinle Tanışmak İstiyorum
SİZİNLE TANIŞMAK İSTİYORUM!
Yıl 1994 üniversite sınavında istediğim bölümü kazanıp, Şehr-i İstanbul ‘a geliyorum. İlk defa ailemden ayrılmanın yanı sıra, bu koca şehirde tek başıma yaşayacak olmanın verdiği korku ile çabucak dört yıl bitsin, memleketime döneyim istiyorum.
Sınıfımız İki yüz elli kişilik . Koca anfide en arka sırada 3-4 başörtülü kız dikkatimi çekiyor. Makyajsız yüzleri, utangaç tavırlarıyla pırıl pırıl kızlar…Vakarlı yürüyüşleri uzun pardüsüleri ve omuzlarında şelaleleşen başörtüleriyle bırakın ürkütmeyi ‘sığınılacak liman gibi ‘ duruyorlar.
Günler geçiyor. Ben onlara gülümsüyorum , her göz göze gelişimizde . Benim gözlerimse hep onların üstünde …
Kimsenin fazla rağbet etmediği derslere bile aksatmadan girmeleri dikkatimi çekiyor. Anfinin yukarısında hep aynı yerde oturuyor olmaları da . Bir gün yine göz göze geldiğimiz de yanlarına doğru, anfinin yukarısına doğru çıkıyorum. Ve sonunda cesaretimi toplayarak, cümlemi kuruyorum :
--- Sizinle tanışmak istiyorum!
Gözlerini kaç gündür üzerlerinden ayırmayan küt saçlı, kot pantolunlu kızın, derdinin bu olduğunu anlamanın verdiği rahatlıkla, derin bir nefes alıp ‘tabi’ diyorlar. Adlarını ve memleketlerini söyleyerek…
O günden sonra bazen yanlarına bazen arka sıralarına oturuyorum. Birbirlerine olan bağlılıklarını, tanımasalar dahi birbirlerine neden selam verdiklerini , açıkçası dünyalarını merak ediyorum. Onlar da tüm içtenlikleriyle açıyorlar bana kapılarını…
Anlayacağınız, o zamanlar, anlamsız başörtüsü yasağı da , başı örtülü, açık ayrımı da yoktu üniversitede. Yıllarca aynı sıraları paylaştık, ayrı dünyaları anlattık birbirimize. Başını örtenler oldu, örtülü başını açanlar da…
Yarı kapalı ceza evinden bozma Vezneciler Kız Yurdu’nda aynı odaları paylaştık. Altlı üstlü ranzalarda yattık. Su kuyruklarında (O zaman İstanbul'da bir hafta suyun gelmediği olurdu.)beraber bekledik. Tatil dönüşlerinde, memleketlerimizden getirdiğimiz, yöresel yemekleri hep beraber yedik. Gece yarıları acıktığımızda ekmeğimizi paylaştık …
Anlamsız yasak başladı sonra, kimsenin inanamadığı, inanmak istemediği…
Okul birinciliğine aday kızlar ertesi gün okula alınmadılar.
İki samimi arkadaş biliyorum aynı sınıfı aynı odayı paylaşan; birini gördüğünüzde diğerini sorduğunuz. Yapışık ikiz gibiydiler.
Başörtülüler içeri alınmadığında, başörtülü olanı almayınca kapıdan polisin, ağlayarak el salladığını bilirim başı açık olanın ona. Ders çıkışında ağlaşarak buluşurlar ders notlarını birlikte çalışırlardı…
Okulu bırakıp memleketine dönüp evlenenler oldu. Hastalanıp yatağa düşenler de… Ama bunca yıl geçti, hiçbir başörtülü bir araba yakmadı, bir cam taşlamadı. Bir başı açık kardeşine laf etmedi.
Günlerdir televizyonlarda yaşlı başlı rektörler , ‘’bunlar gelirse…’’ diye başlayan cümleler kuruyorlar, 'başörtülüler açıklar üzerinde baskı oluşturur' diyorlar ya hayretler içinde izliyorum.
Aklıma başta anlatdığım tanışma hikayem geliyor, gülümsüyorum…
Şebnem Taşan Kurt
Menu
AKDER Hesap Numarası
Türkiye İŞ Bankası-YTL,
Fındıkzade Şubesi
4543-10680866610








