28 Şubat uygulamaları ile Türkiye Büyük Millet Meclisi başörtüsü yasaklarının en sembolik mekânı haline getirilmişti. Başörtülü kadınlara yönelik ayrımcı uygulamalar hayatın her alanında olduğu gibi Meclis genel kurulu için de zımnen devam etmektedir. Seçilme hakkını kullanarak 1999 yılında Meclis sıralarında yerini alan Merve Kavakçı mevzuatın ne dediğine bakılmaksızın kaba kuvvetle genel kurul salonundan çıkarılmıştı. 2011 yılına geldiğimizde ise Sayıştay üyesi Necla Eroğlu “izleyici” olarak yer aldığı genel kurul salonundan yine görevlilerin müdahalesi ile dışarı çıkarıldı. Haziran 2011 seçimleri sonrası TBMM genel kurul salonunu başörtülü kadınlara açacak ilk girişimin ise yine siyasi hesaplara kurban edildiğini görüyoruz.
Bugün siyasilerin “genel kurulda başörtüsü sorunu yok” diye ardı ardına gelen açıklamaları uygulamadaki engeller ile tezat oluşturmaktadır. Genel kurulda başörtülü bir vekilin olmaması yasağın kalktığı anlamına gelmemektedir. Öte yandan Meclisteki tüm siyasi partilerin seçmenleri arasında olan başörtülü kadınlara yönelik bu ayrımcı uygulamaların kaldırılması tüm grupların eşit sorumluluğundadır. Yasakların kaldırılmasına dair öneri kimden gelirse gelsin değerlendirilmeye muhtaçtır. BDP’nin yasağın kaldırılması doğrultusunda verdiği kılık-kıyafet önerisi sonrası AK Parti’nin görüşülecek önergeyi geri çekmesi, hükümet üyelerinin ise “genel kurulda yasak yok ki bu öneriyi destekleyelim” açıklamaları bizler açısından tam bir hayal kırıklığı olmuştur.
Mecliste yer alan tüm siyasi gruplardan talebimiz başörtülü kadınların da milletin meclisine katılımının önünü açacak düzenlemelerin hayata geçirilmesini sağlamalarıdır.
Ayrımcılığa Karşı Kadın Hakları Derneği