SÖZ KONUSU LAİKLİKSE VATANDAŞLIK TEFERRUATTIR!
Anayasa Mahkemesi Anayasanın 10. ve 42. maddelerinde yapılan değişikliği bozan kararını
laikliğe aykırılık gerekçesi ile açıkladı. Oysa değiştirilen iki madde de mevcut yürürlülükteki
hallerinden farklı olmayarak devleti vatandaşlara hizmet verirken eşit davranmaya
zorluyor ve bütün vatandaşların eğitim alma hakkı olduğunun altını çiziyordu. Bütün
vatandaşları en azından hizmet alırken eşitlemek başörtülü vatandaşların da diğerleriyle eşit
olduğunu belirtmek anlamına geldiği için yapılan değişikliğin asıl maksadının başörtüsünü
üniversitelerde serbest bırakmak olduğunu anlayıvermiş Anayasa Mahkemesi.
Peki, bu değişikliklerin hangisi laikliğe aykırı? Tüm vatandaşların devlet hizmetlerinden eşit
yararlanması mı? Yoksa başörtülü ya da herhangi bir dine mensup vatandaşların da eşit
vatandaş muamelesi görmesi mi?
Laiklik bize bu devletin okullarında öğretildiği üzere devletin hiçbir dini kurala göre
uygulamalarını şekillendirmemesi iken, yine anayasa tarafından tanınan din özgürlüğü de
hiçbir bireyin dinini yaşamasının engellenmemesi aksine bunun devlet tarafından garanti
altına alınmasıdır. Bu durumda devlet vatandaşları arasında dindar, dinsiz, ya da
herhangi bir dine mensup şeklinde bir ayrım yapamaz. Yaptığı takdirde anayasanın din ve
vicdan özgürlüğü tanıyan açık maddesi ile çelişmiş olur.
Başörtülü kadınların eğitim hakkının tanındığı takdirde başı açık kadınlar üzerinde baskı
oluşturacağı varsayımı ile desteklenen gerekçeli karar, reel bir hukuk normuna dayanmaktan
öte geleceğe yönelik tahminlerle bugün hak kısıtlamasına gitmektedir. Hâlbuki bu ülkede
1997 askeri müdahalesi öncesi binlerce başörtülü kadın aynı üniversitelerde okudu ve mezun
oldu. Yasağın uygulanmaya başladığı 1998 yılı öncesine dair yasağa dayanak teşkil edecek
herhangi bir baskı, şiddet ya da dışlama olayı yaşanmaması yasağın kalkması için asıl
gerekçeyi oluşturmalıdır. Anayasa mahkemesinin gerekçeli kararı ise var olan gerçeklik
yerine geleceğe yönelik spekülatif çıkarımları veri kabul etmektedir. Eğer üniversitelerde
başörtülü kadınların bulunduğu takdirde diğer öğrenci ve öğretim görevlilerinin baskı altına
alınacağı varsayılıyorsa bu varsayım başı açık kadınların ve erkeklerin özgür iradelerini hiçe
saymaktadır.
Her ne kadar anayasada yapılan değişik başörtülü vatandaşlar için bir ayrıcalık gibi sunulsa da
aslında ilk yasak başladığı günden bu yana başörtülü kadınların tek ve ortak bir talebi oldu: bu
ülkenin eşit vatandaşları sayılmak. Değişiklik yapılan maddelerde başörtüsü kelimesinin dahi
geçmediği, geçmesinin mümkün olmaması ve yapılan vurgunun anayasal vatandaşlık
ekseninde eşitlik ilkesinin altını çiziyor olması bu açıdan manidardır. “Herkes eşit olursa
başörtülüler de eşit olacak” kaygısının açık olduğu gerekçeli karar vicdanlardaki adalet
duygusuna ve kamusal barışa zarar vermektedir. Yapılan en büyük hata bu düzenlemenin
iptalinin tek muhatabı olarak başörtülü vatandaşların görülmesidir. Nihayetinde birimizin eşit
olmadığı yerde hiçbirimizin eşitliğinden söz edilemez!
Ayrımcılığa Karşı Kadın Hakları Derneği
Adres : Millet Cd. N: 21/1 Hale Apt. K: 5 D: 7 Aksaray / İstanbul
Tel: 0 (212) 529 04 56 Faks/Tel : 0 (212) 589 85 85 E-posta: akderdernegi@yahoo.com Web : www.ak-der.org