Şefkat-Der İstanbul Beyoğlu’nda bir merkez ve Konya Meram’da bir şubesi bulunan bir sivil toplum kuruluşudur. Şefkat-Der’in açılımı aslında derneğin kuruluş amacı ve faaliyetlerini de özetler niteliktedir: Evsizlere, güçsüzlere, açlara, cinsel kurbanlara, şiddet mağdurlarına şefkat kapısı, yoksullukla mücadele ve ötekilere de insan hakları derneği. Derneğin şuan faaliyette olan toplam on daireden oluşan sığınma evleri mevcut. Bunlar Konya’da evsiz, kimsesiz, güçsüz, zor durumdaki kadınlar için toplam 6 daire 30 odadan oluşan 3 katlı Kadınlar Şefkat-Der Hayata Tutunma Evleri, İstanbul’da 2 daireden oluşan Şefkat-Der Kadın Hayata Köprü Evi ve ayrıca 2 daire 16 odadan oluşan Erkek Sığınma Evidir.
ŞEFKAT-DER
Sivil Toplumdan Bir Sığınma Evi Deneyimi - Sorunlar ve Öneriler
Ayfer Erel
Şefkat-Der Başkan Yrd.
“Kadın Sığınma Evleri” denince buralar ilk anda sanki sadece şiddet mağduru kadınlara hizmet veren yerler olarak algılanıyor. Hâlbuki kadın sığınma evlerinde sadece şiddet mağduru, cinsel istismara maruz kalan, töre bahanesi ile hayati yönden risk altında olan kadınlar kalmıyor. Sokakta yaşayan kadınlar, kimsesizler, gidecek-kalacak yerleri olmayan tüm kadınlar bu evlerde kalabiliyor. Yerine göre mesela üniversite öğrencileri yurt sorununu barınma sorununu çözememişse, sığınma evlerinden faydalanabiliyorlar. Dünya’nın çeşitli bölgelerindeki zulümlerden kaçıp gelip Türkiye’ye sığınan bazı mülteci ve sığınmacı zor durumdaki kadınlar da çocukları ile birlikte zaman zaman kadın sığınma evlerinden faydalanabiliyorlar.
Kadın Sığınma Evleriyle ilgili Sosyal Hizmetler Çocuk Esirgeme Kurumu’na (SHÇEK) bağlı Alo 183 Sosyal Hizmetler Hattı bulunmaktadır. 24 saat bu numara aranabilir. Not düşmek gerekirse, bu hat sadece sığınma evleri ile ilgili değil, şiddet mağdurları, çocuklar, gençler, yaşlılar, engelliler, aile sorunları gibi konularla ilgili de danışmak ve yardım yollarını öğrenmek için de aranabilir.
Türkiye’de kadın sığınma evleri hususunda en büyük sorunun yaşandığı yerler Doğu Anadolu, Güneydoğu Anadolu ve Karadeniz bölgesinde olmakla birlikte büyükşehirler arasında İstanbul’dur. İstanbul’da sığınma evlerinde yer olmadığı için otobüs terminallerinde, istasyonlarda, hastane bahçelerinde, cami avlularında, parklarda yaşayan 3 binden fazla kadın bulunmaktadır. Bunlar arasında zaman zaman donarak ölümler de yaşanmaktadır. Sokakta yaşayan kadınların cinsel tacize, tecavüze uğraması,fiziksel olarak ta şiddete uğraması kaçınılmazdır. Sokakta yaşayan kadınların belli bir bölümünün yanında bir ya da birden fazla çocukları da olmaktadır. Bu durumda olan hamile kadınlar da vardır. Sığınak bulamadığından dolayı sokaklarda yaşamaya başlayan kadınlar sokakların acımasız şartlarıyla karşı karşıya kalmakta, belli bir dönem sonra şartların ağırlığından dolayı akıl-ruh sağlıklarını da iyice kaybederek daha da durumu kötüleşmektedir. Biz İstanbullular sokakta yaşayan bu kadınları ve bu kadınların içler acısı halini gördükçe aslında toplum olarak kendimizin ne kadar içler acısı duruma düştüğümüzü anlayabiliriz.
Belediyeler kanununa göre büyükşehir belediyelerinin ve nüfusu 50 bini bulan belediyelerin kadın ve çocuk koruma evi açma mecburiyeti olmasına rağmen büyükşehir belediyelerinin ve nüfusu 50 bini aşmış pek çok belediyenin Kadın Sığınma Evinin olmaması bir görev ihmali oluşturmaktadır. Bu görev ihmalleriyle alakalı olarak idari ve adli yönden gerekli soruşturmalar yapılmalıdır. Yetkililerin duyarsızlığı telafisi imkânsız sonuçlara neden olmaktadır.
Türkiye’de kadın sığınma evlerinin sayıları ve kapasiteleri oldukça yetersizdir. Bugün Ülkemizde yeteri kadar Kadın Sığınma Evi olmuş olsaydı birçok cinayetin, intiharın önüne geçilmiş olacaktı. Sığınma ihtiyacı olan kadınların bazıları gerekli yardımı alamadıklarından dolayı sokaklara, fuhşa sürüklenmekte, kimi öldürülmekte, kimi de sakat bırakılmaktadır. Şiddet mağduru kadınların yaşadığı bu tür işkencelere gerekli koruyucu tedbirleri almayan yetkililer ortak olmaktadırlar!
Sığınma evlerinde kapasite ve sayının yetersizliğiyle birlikte gerek SHÇEK’e bağlı kadın sığınma evlerinde gerek belediyelere bağlı kadın sığınma evlerinde süre sınırlaması uygulamalarına gidilmektedir. İlk etapta 3 ay süreliğine alınan mağdur kadının kalış süresi -eğer sorunu çözümlenememişse- bir 3 ay daha uzatılabilmektedir. Ama hala sorunu hallolmaz ve sığınma evine ihtiyacı devam ederse birçok belediye sığınma evi bunu kabul etmemektedir. Sadece SHÇEK’e bağlı sığınma evlerinde 3 er ay aralıklarından yani toplam 6 aydan sonra ilgili kadının sığınma evine ihtiyacı devam ediyorsa bir SHÇEK Genel Müdürlüğü onayıyla üç ay daha kalış uzatılabiliyor. Fakat çok zor şartlar altında sığınma evine gelmeye mecbur kalmış muhtaç durumdaki kadınlara “3 ay süreniz var, en fazla bir 3 ay daha kalabilirsiniz” gibi şeylerin söylenmesi, mağdur olan kadınlara büyük bir baskı oluşturuyor.
Zaten çeşitli fiziksel, cinsel, psikolojik şiddete maruz kalan kadınların ve sokakta kaldığı için gidecek kalacak yerleri olmayarak gelen diğer kadınların bu 3 er aylık toplam 6 ay sürede kendisini toplaması kolay olabilecek bir durum değildir. Kadın sığınma evlerinde kaldığı ve süresi dolduğu için sığınma evlerinden çıkarılan birçok kadın Şefkat-Der’e de başvurmuştur. Biz Şefkat-Der olarak bu sorunu başta Cumhurbaşkanımız ve Başbakanımız olmak üzere bakanlarımıza ve mülki amirlere defalarca dilekçelerle ilettik. Bu doğrultuda çabalarımız devam etmektedir.
Gerek sivil toplum kuruluşları gerekse SHÇEK aracılığı ile sağlanan tedbirlerin yanında özellikle ilk etapta uygulanması gereken adımlar var. Öncelikle kadın sığınma evlerine yerleşmeye muhtaç olan kadın ve genç kızlar için gün içinde 24 saat -tatil günleri de dahil- düzenli hizmet verilmelidir. Zor durumdaki kadınların 24 saat telefonla hizmet alabileceği birimlere ulaşmaları sağlanmalıdır. Kadın Sığınma Evine yerleşmeye ihtiyacı olan bir kadına asla ve asla “yer yok” ya da “sığınma evi” yok denilmemelidir. Bu kadınlar formalitelere boğulmadan acilen Sığınma evlerine yerleştirilmelidir.
Son Söz
Son olarak okuyucuları bir empatiye davet ediyorum. Kendimizi kadın sığınma evi olmadığı veya olduğu halde doluluktan dolayı orada yer bulamadığı için sokakta kalan şiddete uğramış ve kalbi kırık bir kadının yerine koyalım. Bir de yanımızda çocuğumuzun, çocuklarımızın ya da karnımızda doğumu yaklaşan bir bebeğimizin olduğunu düşünelim. Havanın gittikçe karardığını, gece olduğunu ve geceyi nasıl güven içerisinde geçirebileceğini düşünen bir kadın, çocuklu bir anne yerine koyalım kendimizi. Bu empatiyi gerektiği gibi kurabilmemiz bizlerin duyarlılığının artmasına ve harekete geçmemizle birlikte birçok kadınımızın kurtulmasına vesile olacaktır…
(Şefkat-Der bilgi tel: 0212 244 85 97 (İstanbul), 0332 351 27 65 (Konya), 0536 556 18 09.)
EK:
5393 SAYILI 03/07/2005 TARİHLİ BELEDİYE KANUNUNA GÖRE ,İSTANBUL İLİ BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİ VE İLÇE BELEDİYELERİNİN KADIN SIĞINMA EVLERİ AÇMA GÖREVLERİ İLE İLGİLİ 26 KASIM 2010 TARİHİNE KADAR OLAN SON DURUM:
İstanbul Büyüşehir Belediyesi: Kadın Sığınma Evi Yok (Kanuna Göre Görev İhmali)
Nüfusu 50 Bini Geçen İstanbul İlçe belediyelerinin Kadın Sığınma Evleri Durumu
Kanuni Sorumluluğunu Yerine Getiren, Kadın Sığınma Evleri Açan İstanbul ilçe Belediyeleri:
Küçükçekmece Belediyesi: Sığınma evi var
Kadıköy Belediyesi: Sığınma evi var
Kartal Belediyesi: Sığınma evi var
Pendik Belediyesi: Sığınma evi var
Üsküdar Belediyesi: Sığınma evi var
Eyüp Belediyesi: Sığınma evi var
Sığınma Evi Desteğinde bulunan belediye:
Şişli Belediyesi: Mor Çatı Sığınağına bina tahsisinde bulundu.
Sığınma Evi Tamamlanan Tefrişatı Beklenen Belediye:
Ataşehir Belediyesi: Sığınma evi inşaatı bitmiş, tefrişatı yapılıyor.
Sığınma Evi İnşaatı Devam Eden Belediye:
Ümraniye Belediyesi: Kadın sığınma evi inşaatı devam ediyor.
Nüfusu 50 bini geçtiği Halde Kadın Sığınma Evleri açmayan, Belediye Kanununa Göre Görevini Yapmayan İstanbul İlçe Belediyeleri:
Arnavutköy Belediyesi: Sığınma evi yok
Avcılar Belediyesi: Sığınma evi yok, proje de yok
Bağcılar Belediyesi: Sığınma evi yok, proje de yok
Bakırköy Belediyesi: Sığınma evi yok
Başakşehir Belediyesi: Sığınma evi yok, projesi de yok
Bahçelievler Belediyesi: Sığınma evi yok
Bayrampaşa Belediyesi: Sığınma evi yok
Beşiktaş Belediyesi: Sığınma evi yok
Beykoz Belediyesi: Sığınma evi yok
Beylikdüzü Belediyesi: Sığınma evi yok
Beyoğlu Belediyesi: Sığınma evi yok, proje de yok
Büyükçekmece Belediyesi: Sığınma evi yok
Çatalca Belediyesi: Sığınma evi yok projede yok
Çekmeköy Belediyesi: Sığınma evi yok
Esenler Belediyesi: Sığınma evi yok projede yok
Esenyurt Belediyesi: Sığınma evi yok
Fatih Belediyesi: Sığınma evi yok
Gaziosmanpaşa Belediyesi: proje aşamasında
Güngören Belediyesi: Sığınma evi yok
Kâğıthane Belediyesi: yerleri olmadığından sığınma evi yapamıyorlarmış
Maltepe Belediyesi: Sığınma evi yok
Sancaktepe Belediyesi: Sığınma evi yok
Sarıyer Belediyesi: Sığınma evi yok
Silivri Belediyesi: Sığınma evi yok
Sultanbeyli Belediyesi: Sığınma evi yok
Sultangazi Belediyesi: arsa bulunmuş, plan proje aşamasındaymış
Tuzla Belediyesi: Sığınma evi yok
Zeytinburnu Belediyesi: Sığınma evi yok
Nüfusu 50 Binin Altında Olan İstanbul ilçe Belediyeleri:
Adalar Belediyesi: Sığınma evi yok
Şile Belediyesi: Sığınma evi yok
Nüfusu 50 binin altında kalan Belediyelerin Kadın Sığınma Evi açmaya mecbur değiliz demektedir. Fakat bu durum hem Anayasaya ve hem de uluslar arası insan hakları ve kadın hakları sözleşmelerine aykırıdır. İnsan hakları sözleşmesine göre her 7500 kadın ve genç kızın yaşadığı yerde kadın sığınma evi açmak gerekiyor. Türkiye’nin kadına yönelik şiddette mevcut durum göz önüne alındığında bırakalım ilçeleri beldelerde ve hatta mahallelerde bile kadın sığınma evleri açılması ihtiyaçtır.
BU ÇALIŞMA ŞEFKAT-DER TARAFINDAN HEM RESMİ DİLEKÇELER YAZILARAK HEM DE SON DURUMLA İLGİLİ TELEFONLA BELEDİYE YETKİLİLERİNDEN BİLGİ ALARAK HAZIRLANMIŞTIR.
(GÜNCELLEME TARİHİ, 26 KASIM 2010.)