Sığınma Evleri Kısa Tarihi
0
comment
581

kez okundu..

 
Sığınma Evleri Kısa Tarihi
Zelal Dağ

1999 yılında Birleşmiş Milletler, 25 Kasım'ın "Kadına Yönelik Şiddetin Ortadan Kaldırılması için Uluslararası Mücadele Günü" olarak benimsenmesini karar altına aldı. Kadına yönelen şiddet, toplum içinde ya da özel hayatta cinsiyete dayalı olarak kadının fiziksel, cinsel ve psikolojik zarar görmesi ve/veya acı çekmesi ile sonuçlanan ya da bu tür sonuçlara yol açabilecek olan tehdit, baskı ve özgürlüğün keyfi olarak engellenmesini kapsamaktadır. Şiddet hareketleri ve tehditleri, ister ev içinde ister toplumda meydana gelsin, veya Devlet tarafından uygulanmış, yapılmış ya da göz yumulmuş olsun, kadınların hayatına korku ve güvensizliği sokar. Taciz dâhil şiddet korkusu kadının hareketliliğine sürekli baskı yapar ve haklarına erişimini kısıtlar.
Toplumsal bir sorun olan kadına yönelen şiddete dair yapılan araştırmalar ve ortaya çıkan istatistikî sonuçlar doğru bilgiyi yansıtmamasına rağmen; gerek dünyada gerekse ülkemizde şiddetin yaygın ve ciddi olduğunu ortaya koyması açısından önem teşkil ediyor. Kadının maruz kaldığı şiddete dair bulguların eksik olması yaşananların kayıt altına alınmamasındandır. Şiddete uğrayan kadınlar çeşitli sebeplerle yaşadıklarını gizleyebiliyorlar. Bunların başında daha fazla şiddete maruz kalma korkusu, ailenin korunması, çocuklar için kaygı duyma, duygusal bağımlılık, ekonomik olanakların olmaması, utanç ve ayrıca sorunlarına çözüm bulacak yardım alabilecekleri merkezlerin yetersiz olmaları geliyor.

25 Kasım “Kadına Yönelik Şiddet karşı Uluslararası Mücadele Gününde” BDP’li Milletvekili Ayla Aka Ata’nın Emniyet Genel Müdürlüğü ve Jandarma Genel Komutanlığı verilerine dayanarak yaptığı basın toplantısında ortaya koyduğu bir yıllık istatistikî veriler durumun vahametini gözler önüne seriyor.[2] 2010 yılının ilk yedi ayında Aile içi şiddet kapsamında ise 6423 kadın şiddete maruz kalarak hastaneye kaldırılmıştır. 226 kadın cinayete kurban gitmiş, aynı dönem içinde cinsel dokunulmazlığa karşı işlenen suçlar kapsamında 478 kadın tecavüze uğramış, 722 kadın taciz edilmiştir.
Uzmanlar, her 10 bin kişiden birine düşecek oranda kadın sığınma evleri gibi merkezlere ihtiyaç duyulduğunu belirtiyor. Toplumun farklı kesimlerinden kadınlar şiddete maruz kalıyor ancak her kadın sığınma evlerine başvurmuyor. Sığınma evlerine, otele gidebilecek parası olmayan, ailesine sığınamayan, sosyo-ekonomik açıdan yoksul ve eğitim düzeyi düşük toplumun alt gelir grubunu oluşturan kadınlar başvuruyor. Sosyo-ekonomik açıdan zayıf olan bu kadınların can güvenliğinin sağlanarak yaşadığı sorunlara çözüm üretecek merkezlerin varlığı önemli bir yer teşkil ediyor.
Bundan çok değil birkaç yıl önce sığınma evlerine dair resmi ve sivil düzeyde de ortak bir bakış açısı söz konusuydu. Söz konusu bakış açısı şöyleydi; kadın sığınma evlerinin açılması ile aile kurumunun zarar görülebileceği dolayısıyla boşanmayı da artıracağı yönündeydi. Bu ve benzeri düşünce kadınların yaşadığı psikolojik ve fiziksel şiddete çözüm getirmekten uzak olmasının yanı sıra kadınları şiddet dolu bir hayata mahkûm eden bir zihniyeti. Ülkemizde AB’ye üye olma süreciyle bu bakış açısı resmi düzeyde değişti. AB, üyesi ülkelere her 8–10 bin yetişkin kadın nüfusa bir sığınma evi öngörüyor. Dolayısıyla Türkiye’de bu yükümlüğü yerine getirmeye başladı.  Şu an resmi rakamlara göre Türkiye’de 70’a yakın sığınak var.  Bu konuda çalışan uzmanlar nüfusa oranladığında, 1400 civarında sığınağa ihtiyaç olduğun belirtiyor. Her 50 bin nüfuslu belediyenin 1 sığınak açması gerekli. 81 il var. Ama bu illerin hepsinde kadın sığınağı yok. İstanbul’da nüfusu kalabalık 32 tane ilçe var, fakat çok azında sığınak var.
Sığınma evleri, kamu kurumları, yerel yönetimler ve kadın çalışmaları yapan sivil toplum kuruluşları tarafından ya da bu kurumların işbirliğiyle açılabilmektedir.
Tarihi çok gerilere gitmeyen sığınma evlerinin ilki dünya da 1970’lerin Türkiye’de ise 1990’ların ortalarında açıldı. Dünyadaki kadın hareketlerinin etkisiyle kadına yönelik şiddete karşı kampanyalar ses getirmiş ve ilk sığınma evleri ihtiyaca binaen ortaya çıkmıştır. Sığınma evi, konuk evi/misafirhane gibi farklı adlandırılıyor olsa da şiddete maruz kalmış bir kadının sığınabileceği barınaktır, evdir. Kadın sığınma evleri, fiziksel şiddete uğrayan kadınlara varsa çocuğuyla birlikte güvenle kalabilecekleri geçici barınaklardır. Sığınma evleri fiziksel, duyusal, cinsel ve ekonomik şiddete uğrayan kadınların güvenle kaldıkları yer olmasının yanı sıra aynı zamanda psiko-sosyal ve ekonomik sorunlarına da çözümlerin de getirildiği merkezlerdir.
 
 
 


[1] http://www.ihd.org.tr/index.php?option=com_content&view=article&id=2253

3/10/2011 tarihinde yazıldı..
Zelal Dağ

Name
Comments
Kalan karatkter sayısı : 500
Submit my comment

 Home | Authors| Guest Book| Request Form | Contact 

 AKDER | Ayrımcılığa Karşı Kadın Hakları Derneği | www.ak-der.org | All Rights Reserved.
Yayınlanan yazıların izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması
 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.