Basından Kısa… Kısa…: Başörtülü Milletvekili Yorumları
0
comment
486

kez okundu..

 

“‘Başörtülü aday yoksa oy da yok!’ kampanyasını görmezden gelen siyasetçiler, el ovuşturup başörtülüye sabır tavsiye eden partililer, Müslüman başörtülü kadınların marjinalize edilmesine katkıda bulunacağınıza “Başörtülü kadın yoksa kadın da yok!” diyebiliyor musunuz! Bizim durduğumuz yerde başörtülü aday yoksa oy da yok!”
Merve Kavakçı (Yeni Akit)

 


“Dünyanın her yerinde, her ileri demokraside olduğu gibi Türkiye'de de başörtülü milletvekilleri parlamentoda olmalı. Başörtülüler kendilerine yönelik ayrımcılığa ancak böyle son verebilirler. Bu konuya gönülden destek verseler de fiiliyatta yerlerini korumak kaygısı ile hareket eden muhafazakâr erkeklerin, bu meseleyi gerçekten çözmek isteyip istemediklerinden emin değilim. Onun için çözümü erkeklerden beklemekten vazgeçmeliyiz. Ve hatta eşlerinin konumunu önemseyen başörtülü eşlerden de destek beklememeliyiz. Aday değilim, bu nedenle rahatlıkla yazabiliyorum. Başörtülülerin de aday olmasını ve gösterilmeleri gerektiğini destekledim ve destekleyeceğim de. Sadece başörtülü oldukları için değil, siyasal temsili eğitimleri ve liyakatleri ile hak ettikleri için de. Hiç kimse inancı ve kıyafeti nedeni ile siyasi temsil hakkından yoksun bırakılmamalı. Başörtülü eş eşiğini geçmek için verilen mücadelenin bu noktada esirgenmesini anlamakta zorlanıyorum.”
Ayşe Böhürler (Yeni Şafak)

 


 “Yaklaşık sekiz yıl önce yapılan Milli Güvenlik Kurulu toplantısıyla ilgili Wikileaks belgesini bir okuyun. Amerikan belgesine yansıdığına göre o zamanki Cumhurbaşkanı Sezer ile kurula katılan generaller bir olmuşlar ve dönemin Başbakanı Gül’e bir anlamda muhtıra vererek, yeni hükümet için koydukları “kırmızı çizgileri” epeyce kaba bir üslupla bildirmişler. En önem verdikleri konu ne? “Kamuda başörtüsü konusunu tartışamazsınız bile.” Aradan onca zaman geçti ve Türkiye bugün neyi tartışıyor? “Başörtülü milletvekilini.” Peki ne görüyoruz? Siyaset sahnesinin aktörleri, sekiz yıl öncesinin generalleri gibi konuşuyorlar. O generaller gitmiş ama onların “zihniyeti” ve yarattıkları korku hala durduğu yerde duruyor. Kaba bir gözlemle bile bu ülkenin kadın nüfusunun yaklaşık yüzde altmış, yetmişinin başörtüsü taktığını görürsünüz. Böylesine geniş bir kesimin parlamentoda temsil edilmemesinin “siyasi” ya da toplumsal hiçbir açıklaması olamaz. Herhalde o kadınlar, “bizi, bizim gibileri, bizleri temsil edenleri asla parlamentoya sokmayın” demiyor. Bunun için hiç öyle anayasa değişikliği falan gerekmez. Çünkü anayasada böyle bir yasak yok. Başörtülü kadınların Meclis’e girmesinin “laikliğe aykırı olduğunu” iddia eden saçma sapan ve yasal dayanağı olmayan “tezden” başka bir engel bulunmuyor ortada. Kadınlarımızın büyük çoğunluğunun sokaklarda başörtülü dolaşması laikliğe uygun ama Meclis’e girmeleri laikliğe aykırı, mantık mı şimdi bu?”
Ahmet Altan (Taraf Gazetesi)

 

“Mevcut olmayan bir yasağı kadınlara uyguluyor ve başörtülülerin önüne siyasi engel çıkarıyoruz. Parti örgütlerinde çalışıyorlar; canları çıkıyor. Ama, İl Genel Meclisi, hatta Belediye Meclisi'ne seçilmeleri bile sorun teşkil ediyor. “Başörtülüler de milletvekili olsun" denilince, hemen karşı argümanlar üretiliyor: "Demokrasimizin tek noksanı bu mu? Siyasi Partiler Kanunu, Seçim Kanunu değiştirilmeli, baraj indirilmeli." ya da "Kadın özgürlüğü sadece başörtüsü özgürlüğü mü? Kadına karşı şiddetten veya töre cinayetlerinden niye söz etmiyorsunuz?"
Sanki, başörtülü kadının TBMM'ye girmesi diğer düzenlemelere engel. Demokrasimizin çok sayıda noksanı olabilir. Biz diyoruz ki, bu noksanlardan birini kolayca giderebiliriz. Bir siyasi parti, başörtülü aday gösterirse, yasal düzenlemeye gerek yok. Hiç değilse bir ayıptan kurtulmuş oluruz.”
Nazlı Ilıcak (Sabah Gazetesi)

 


“Başörtülü Milletvekili için geç bile kaldık. Başörtülü milletvekilleri Türkiye’nin normalleşmesi ve demokratikleşmesinin zorunlu ve daha fazla ertelenemez bir aşamasıdır. Eğer siyasi partiler isterlerse, öncelikle kendi içlerinden, ardından yakın çevrelerinden, milletvekilliğini, hatta daha üst görevleri hak eden çok sayıda kadın aday bulabilirler.”
Ruşen Çakır (Vatan Gazetesi)

 


“Başörtülü aday yoksa oy da yok”, seçim süreci yaklaşırken oy kaygısına düşmüş tüm siyasilere çoğulculukla ilgili başka bir mesaj verme derdinde olan bir hal... Sığdırılmaya çalışıldığı kalıplara girmeyeceğini belirtenlerin hali. Ayrımcılığın yok olmasının epey zaman alacağının farkında olanların “daha fazla zaman kaybetmeyelim” hali. Siyasi anlamda eşiti olanlarla tartışmak isteyenlerin talebi... Sembollerle çevrelendirilmiş kimlik alanına sıkışmak istemeyen,  sözü olan kadın ve erkeklerin sahipleneceği bir kampanya bu. Karşısındakine, aslında kendisine güveni esas alanların destekleyeceği bir durum. Başı açık-kapalı olarak ötekileştirilmenin bitmesini isteyen, bu gibi bir ötekileştirlmeyi aştıktan sonra tartışacak ve paylaşacak politik ve sosyal meseleleri olduğunu düşünenlerin sahipleneceği bir kampanya.”
Nil Mutluer (Star Gazetesi)

 


“Buluşan Kadınlar Platformu'ndan Yıldız Ramazanoğlu, Hilal Kaplan, Nihgal Bengisu Karaca, Emine Uçak, Cihan Aktaş, Hasibe Turan gibi 'başörtülü kadınlar' 12 Haziran'da yapılacak genel seçimlerde başörtülü kadınların da aday olması gerektiğiyle ilgili bir basın açıklaması yaptı: "Başörtülü aday yoksa oy da yok" dediler. Biz 'başı açık kadınlar' da bu açıklamayı destekledik. Bu ülkedeki kadınların yarısından fazlasının başı örtülü olduğu gerçeği, salt sosyolojik verilerle dahi, milletvekilliğini çoktan hak etmiş kadınların mevcudiyetini işaret etmeye yeterli değil miydi zaten? Başörtüsüne bir 'mesele' olarak bakanlar aslında örtünmeyi tartışacak bir metafizik şuura sahip olmadıkları için 'mesele ettikleri şey'i siyasi alanda tartışmaya hapsettiler. Korkunun tezahürü olan nefret söylemi de boyut değiştirdi. Artık başörtüsünü onaylamayanlar kuşkuculuk, bilinmezcilik, tedirgincilik üzerinden aynı söylemleri farklı kelime terkipleriyle geliştiriyorlar. Ama en azından şiddet dozu azaldı, toplumsal alanda alenileşen ve meşruiyet zemini bulan tehdit söylemi de zayıfladı büyük ölçüde. Bu süreç içinde başörtülüler ise bu ayrımcılığa son vermek için kendilerini özne olarak görmeyi, söylemlerini kendi dillerinde ifade etmeyi denediler. Büyük ölçüde de başardılar. 'Başörtülü eş' eşiğini geçmenin zamanı çoktan geldi. Eğitim, çalışma ve seçilme haklarının ellerinden alındığı hastane ve mahkemelerden dışlandıkları zulüm dolu bir süreç geride kalmak üzere. Başörtülü arkadaşlarımın basın açıklamasını konu ederken buradaki 'başörtülü kadın' vurgusuna gerek kalmayacak günlerin bir an önce gelmesini diliyorum.”
Leyla İpekçi (Taraf Gazetesi)



“Kadınların % 60′nın başörtülü olduğu bir ülkede meclisteki temsillerinin sıfır olması, kıyafet tercihleri nedeniyle seçilme haklarının ellerinden alınması çok büyük bir haksızlık. Ve hepimiz için de büyük bir utanç nedeni. Siyasi partilerimizden Türkiye’nin bu gerçeğine bir an evvel uyanmalarını ve gereğini yapmalarını bekliyoruz. “
Fadime Özkan (Star Gazetesi)

 


“Türkiye’de başörtülü kadınların temsil sorunu var. Başörtülü kadınların Meclis’te kendilerini doğrudan temsil etmeleri ,onların ve Türkiye’nin hayrına olacaktır. Ben makro politikalardan çok mikro politikaların önemli olduğunu ve başörtülü Müslüman kadınların çok geniş bir birikime sahip olduklarını ve bu birikimi Türk toplumuna açmalarının zamanının geldiğini düşünüyorum. Cumhuriyetin kadın kipinin kırılması, ayrımcılıkların sona ermesi ve islami kesimde başörtülü kadınların seslerinin sürekli bastırılmasının önüne geçilmesi gerektiğine inandığım için kampanyayı destekliyorum.”
Cihan Aktaş (Taraf Gazetesi)


“Hayatla meclis arasında büyük bir uçurum var. Başörtülü kadınlar görünürlük ve hayatın içinde olmak bakımından sokağa çıktığınızda bir sürü yerde rastladığınız kadınlar. Ama meclisin bu kadar steril kalması doğru değil. Bu bir yanılsama yaratıyor. Başörtülü kadınlar üzerindeki görünür ve görünmez baskıların daha derinleşmesine yol açıyor. Başörtülü kadınlar bu yasaklar ve bir yerlere girememezlikleri yüzünden kendi mahallelerinde de sıkıntı çeken kadınlar haline geliyorlar. Başörtüsü yasaklarının kesin olarak sona ermesi ve etkilerinin Türkiye’den kalkması ve hatta dünyaya yansıması için böyle bir şeye ihtiyacımız var. Onun için başörtülü arkadaşlarımızı mecliste görmek istiyoruz.”
Hidayet Ş. Tuksal (Yazar)


“Arı, duru, kısa, öz, hedefi on ikiden vuran bir slogan: “Başörtülü aday yoksa oy da yok.” Bu bir çağrı, bir hatırlatma… Her tahammülün bir sınanma sınırının olduğunun hatırlatılması. Siyaset böyle bir şey işte. Sıvasınlar kolları siyasetin saygıdeğer aktörleri. Başörtülüler bu ülkenin her yerindeler.”
Halime Kökçe (Star Gazetesi)


“Yaklaşık kırk seneden beri kendini dindar olarak tanımlayan başörtülü kadınların başlarına gelenler fiziki şiddet değildi ama eşit yoğunluklu ve yavaşlatılmış ölümle eşdeğer şeylerdi. Bir insanın sadece sokakta gezmesine izin veriyorsanız ve onun dışında eğitim haklarına, çalışma haklarına kendini geliştirmesine seçme ve seçilme hakkına engel oluyorsanız, bu aslında ölüme çok yakın bir şey. Bunun sonlanması için bugün buradayız. Aday olan kadınları kutluyorum ve destekliyorum.”
Yıldız Ramazanoğlu (Yazar)


“Hem başörtü yasağını hem kamusal alan dayatmalarını hedef alan bu kampanyanın temelinde kadınlar arasındaki eşitsizliğin ortadan kaldırılması da var. Toplumun neredeyse yüzde 65’nin temsil edilmediği bir Meclis’in yapacağı yeni anayasanın kuşatıcılığından söz etmek mümkün değil çünkü. “Her sorunu hallettiniz de bir o mu kaldı” şeklinde tepki verenler olsa da kamuoyundan büyük destek görüyor kampanya. Bu kampanyayı başlatan kadınların hiçbirinin ‘vekilliği’ bir rant veya siyasi kariyer, ya da pazarlık alanı olarak gördüğü yok. Tek amaç hakkaniyetin sağlanması, iktidarların bu meseleyi artık gündemlerine alması ve Meclis’ten başlayarak kamusal alan dayatmasının delinmesi. Siyasi partilerin başörtülülerin oylarını çantada keklik görmemesinin vakti geldi geçiyor bile…”
Emine Uçak (on5yirmi5.com)


"1934'ten belli seçme ve seçilme hakkı olduğu söyleniyor ama başörtülü kadınların yani nüfusumuzun %65-70 arasında belirtilen bir oran seçilme yaşı gelmiş olmasına rağmen halen seçilme hakkı yok. Bu meclisteki temsil, meclisin halkı temsil etmesi manasında da büyük bir eksikliğe de yol açıyor. Bizde bu kampanyayla siyasi partilere böyle bir çağrıda bulunmayı ve artık şuramıza kadar geldiği ve bu işin vaktidir, demeyi uygun gördük. Hakikaten vaktidir. Baktığınızda Türkiye'de 99 yılındaki toplumsal iklim yok. Türkiye çok büyük eşikler atlattı. Dolayısı ile meclis ve siyasi partiler bağlamında bu eşiği aşmanın vakti geldiğini düşünüyorum. İşimiz artık parti liderlerinin cesaretine kalmış durumda"
Hilal Kaplan (Yeni Şafak Gazetesi)


“…Kadınlarımızın yarıdan fazlası bu defa da Meclis'te temsil edilmeyecek mi? Adı çok iddialı konulmuş olsa da "Başörtülü aday yoksa, oy da yok" girişimi bu soruya "Edilmeli" cevabını verenleri buluşturuyor. Meclis'te temsil edilmeyen bir gruptur başörtülü kadınlar ve partiler bu alandaki boşluğu da doldurmanın çaresini bulmak zorundadır. Her parti... Geçmişte yaşanan talihsiz olay o dönemin özel şartları yüzünden yaşandı; sorun olarak ülkenin karşısına çıktığında yanlış bir zeminde tartışıldı. Hazımsızlık ve inatlaşma demokrasi ayıbını sürdürme sonucunu getirdi. Şimdi farklı bir ortam var ülkemizde ve kendilerini dışlanmış hisseden başörtülü kadınlar daha görünür hale gelmek, toplumsal alanda söz sahibi olmak istiyorlar. Onlara bunun çok görülmesi vahim yanlışlığı kalıcılaştırabilir. Kadınsız demokrasi eksik demokrasidir.”
Fehmi Koru (Zaman Gazetesi)


  NOT: Yazı AKDER Bülten 14. sayısından alınmıştır.

12/3/2011 tarihinde yazıldı..

Name
Comments
Kalan karatkter sayısı : 500
Submit my comment

 Home | Authors| Guest Book| Request Form | Contact 

 AKDER | Ayrımcılığa Karşı Kadın Hakları Derneği | www.ak-der.org | All Rights Reserved.
Yayınlanan yazıların izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması
 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.